İnsan ve İnsancıklar

İnsan denen varlığı ikiye ayırırım..

Şöyle ki.  Birinci şıkta kiler..  Yani sonuna İnsan-cık eki almış olanlar.
İkinci şık tada yalın halde bulunanlar (İnsanlar)
Şimdi bunları biraz irdeleyelim mi? Ben yaşamı hep bir okyanusa benzetirim. Ve biz insanları da suyun içesindeki milyon canlıdan bir tür.. Şimdi bu birinci şıkta kiler kimlerdir biliyor musun?
Suyun içinde sadece yüzmenin güneşin ve kumsalın keyfini çıkaranlar..  Öyle ki, Yaşama gayelerinin sadece bu olduğunu düşünenler yani. Bunlar asla dibe dalmazlar ve yüzeyde dururlar.  Zaten nefesleride yetmez derinlere dalmaya..
İkinci şıkta kiler:  Yalın haldekiler demiştik ya,  Sünger avcılarını olur. Sünger okyanusların derinliklerinden çıkar. Ve ne kadar derine inersen o kadar çok sünger çıkar. Sünger avcıları hep derinliklerde ararlar süngeri. Ve biliyorsunuz. Basınçtan dolayı dibe daldıkça vurgum yeme riskleri de artar. Ama onlar bu riski göze alır ve vurgun yeme pahasına dalarlar hep derine..
Aslında belkide belli bir noktadan sonra sünger onlar için bahanedir. Farkında olmadan onlar yaşamın derinliklerde saklı olduğu gerçeğini kanıksamışlardır..

İnsan ve İnsancıklar” üzerine bir yorum

  1. Derine dalmak için zikir tefekkür veacilarla yontulmak lazım iyi yontulmamis ayna pürüzlü olur ve sonsuz güzelliği kusurlu yansitir… Ama kusur O nda değil aynanın kendisindedir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir