İSTANBUL

Her defasında bir renk bir eda görür gibiyim , sokak kaldırımlarında yürürken asil duruşunu kıyıya vuran suyun heybetli bir dokunuşu içime oturan , sanki zemheri bir rüzgarın şakaklarında  nazlı bir eda baş gösterirken içinde büyüyor gün doğusu , yine uyandım göğsümde parmaklarının dokunduğu izler , martılar uçarken kız kulesinin etrafında gemiler kalkıyor dalgaların üstünde sanki özgürlüğe gidiyorlar hiç aldırış etmeden , anlatamıyorum sessizliğin bozulduğu iniltilerini , bende bir yürek var sende binlerce ağıt , gönül eğen dik başlı asiliğimi alıp götürüyorsun boğazın demir parmaklıklarına ,  intihar ediyor düşlerim sığdıramıyorum zamanı bir yanım acı diyor bir yanım mutluluk ama iki arada bir yerdeyim.Saraylarının  içinde koşan çocuk gibi düşlerin Beyoğlu bey kızı avlusunda salıncak kurar kahkahalar atar bir köşede kalır sonra geçmiş ama bilirki herşey senden almış ahengini surlarının  üstünde bir çalışkuşu konar fecrin aralığında keşke o kuş ben olsam konsam yüreğinin derinine uçsam.Kanadım kırılsada senden vazgeçmesem.

 

İstanbul yazarken okuduğum ,yanarken tutuşduğum , susarken kaybolduğum şehir… 

 

 

 

Farid Farjad (Anroozha)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir