Kalbi Bembeyaz Teni Kara, Siyah İncim Hz. Bilal R.a ( 1 )

Bugün  evin görünmeyen bir yerine gereksiz eşyaları toplamak için bir dolap almayı planladım ve buranın oldukça ucuz bir semti var böyle ufak tefek dolap gibi şeyleri  almak için fiyat çok uygun.

Sabahın erken saati oraya gittim. birkaç dükkan gezdikten sonra çok uzun boylu simsiyah tenli bir zenci yaklaşıyor bana.. Ben bugüne kadar çok zenci gördüm fakat bu zenci kadar sim siyahını görmedim .

O tatlı Türkçe’siyle bana yardımcı olmaya çalışıyordu fakat ben ona baktıkça ağlayasım geliyordu.  Biraz buruk biraz özlem içimde değişik his…

Bu Senegalli genç bana siyah incimi Bilal imi hatırlatıyordu. Konuştum Müslüman olduğunu ve Senegalli olduğunu öğrendim. O kadar tatlı o kadar sempatikti ki.. Rabbim Hz Bilal de böyle miydi acaba dedim.

Ah  Bilal Ah siyah incimmm.  Sendeki aşk tüylerimi ürpertiyor.. Her zer remde peygamberimi hatırlatıyor…Peygamberimizin vefatında siyah incim çok sarsılıyor ezanı okuyamıyor.. Mescide gelip giden sahibiler Bilal’i soruyorlar Bilal yok.

Çıkamıyor ortalığa .

Onun yürüdüğü yerlerden yürüyemiyor sanki Onun üzerine basıyormuşun gibi geliyor diyor, ve bakıyor ki yapamıyor Medine’de düşünüyor, Hicret etmeye karar veriyor..

İçindeki o derin acı oralarda nefes almasına izin vermiyor.. İnliyor yürürken inliyor ara ara hıçkıra hıçkıra ağlıyor … Bilal’in bu halini bilen Hz Ebubekir Bilal’i aramaya çıkıyor ve bir taşın kenarına büzülmüş ağlamaktan perişan olmuş Bilal’i görüyor..  Bilal’i uzaktan gören Ebubekir yavaşça yaklaşıyor elini siyah incimin omzuna koyarak ey Resul’ün müezzini, ey müezzinlerin efendisi, sen ne yapıyorsun ey Bilal ! Bilal sen bunu yaparsan bizlerde yaparsak ne olacak…  Kalk ey Bilal kalk…

Bilal bu seslenenin en sevgilinin en sadık dostu olduğunu görünce bir ben sevmiyordum Resülumu bir ben yanmıyorum diye düşündü ama yapamıyordu kendine engel olamıyordu. Hz Ebubekir Bilal’in simsiyah ellerini avuçlarının içine aldı onu teselli etmeye çalışıyordu..

Ama siyah incim yapamıyordu engel olamıyordu hıçkırıklarına tüm Medine sokakları o yanık sesi ile değil bu kez hasret hıçkırıkları ile inliyordu..  Hz. Bilal hicret etmeye  iyice kararlıydı..

Gece olmuştu Bilal hazırdı gidiyordu, bırakıyordu, hicret ediyordu ve biliyordu hicret edildi mi arkaya asla bakılmaz…

Gitmeden önce gizlice efendimizin yanına uğradı içeri girecek cesareti bulamayan bir sahabeydi…

O kadar derinden o kadar inceden seviyordu ki, Bilal ağlamaktan kısılan sesi yok olan benliğiyle şu sözleri fısıldadı Efendimize; Derdimin firakına düşmüş gözlerim gitmeye meyilli bu bedenim, yüreğine doğru hicret etmekteyim..

Ben beni anlamayan, bu iklimde simsiyah dolaşırken,  Sen geldin hayatıma iklim değişti.

Tenim gibi kapkara olan kaderim değişti.

Simsiyah tenime yağmurlar yağdı  ruhumu temizletip temizliğim rengime yansıdı.

Sen geldin ben kölelikten kurtulup hür oldum. Sen geldin hayatım ak pak oldu. Sadece siyah olan tenim kaldı…

Şimdi ben senin yokluğuna nasıl dayanayım..!!

Sessiz hıçkırıklara boğulmuştu ve ayrılıyordu sessizce derince gece…

Simsiyah gecede simsiyah incim Bilal gidiyordu…

Hasretini kalbine gömerek gidiyordu…

Çünkü denemişti yapamıyordu Onsuz buralarda…  Ve Bilal hicret etmişti,

Yazı ikiye böldük 1 ve 2, diye..

Evsahibince …

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir