MUHABBETULLAH …

 

Allah'(cc) sevmenin alameti ve O’nun muhabbetine kavuşmanın yolu, Rabbimizin farz kıldığı kulluk vazifelerini huşu içinde yerine getirmek  ve nafile ibadetleri hayırlı amelleri büyük bir aşk ve sevk içinde gönülden gelerek çoğaltmaya çalışmak her dem, her nefes Rabbimizi; anarak, zikrederek ,  kalbimizi ruhumuzu ismi Şerifiyle aydınlatmak ve bu lezzeti her zerremizde yaşamak tüm lezzettlerin üstünde tutmaktır .

Kul ; Rabb’ine olan muhabbet ve bağlılığını, fani varlıklara duyduğu sevgi ve bağlılıkların üstüne çıkarmadıkça, kamil bir İmana ulaşamaz…

Gönülde Allah (c.c) muhabbeti arttıkça Rabbimizin izniyle merhale katetmeye  başlayan kimse farz ibadetlerle yetinmeyip ilave ibadetleri şevk ve heyecanla yerine getirirler “Çölde suya hasret kalan bir insanin suya olan isteğinin artması gibi” iştahlarının isteklerinin sonsuzlaşması ile karşılaşır ve Allah (c.c) a yönelmek,  bu yolda aşkla sevkle, Rabbimizi  anmak, anlatmak ve hizmet etmekten gayrı hiçbir şey ile  teselli bulamazlar hayatlarının her anında bu istekte olurlar … beklenti olmaz gaye  sadece ALLAH (c.c) rızasını kazanabilmektir.

herşeyde olduğu gibi Muhabbetin de Halık’ı, Yaradanı Rabbimizdir . O dilemedikçe kulun bu makama yükselmesi düşünülemez. Biz bilmeyiz elbet bazen içten yapılan ve bize göre belki çok küçük bir Hak rızası için yapılan davranış, amel , ibadet nice çok ama samimi olmayan ihlassız yapılan amellerden üstün olabilir bunlar da Muhabbetullaha giden merdivenlere basamak teşkil edecektir.

Cenab-ı Hak ,  Zatını sevmenin kıstaslarını  şöyle buyurmaktadır;

“Ey îman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allâh yakında öyle bir toplum getirir ki, Allâh onları sever, onlar da Allâh’ı severler; mü’minlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allâh yolunda çalışır, gayret gösterirler, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allâh’ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allâh, geniş ihsân sâhibidir, her şeyi çok iyi bilendir.” (el-Mâide, 54)

Sonuç olarak Muhabbetullah nimetine, lütfuna nail olmamız için Rabbimizin kulunu sevmesi icap etmektedir. Sabır, teslimiyet-tevekkül , tefekkür, zikir , ilim ibadet ve hizmetlerle Rabbimize layık olmaya rızasını kazanmaya çalışmalı , daima niyaz halinde bulunmalıyız .  Sonrasında ise Rabbini seven kimse Kur’an-ı Kerim işığında Efendimizin(s.a.v) ahlakı ile ahlaklanmaya zaten Efendimizin ahlakı Kur’an ahlakıdır, dolayısıyla Kur’an ahlakı ile ahlaklanıp Rabbimizin boyasına boyanmak için çaba gösterecek bu yolda Hak bildiği yolda hiçbir şeyden çekinmeden Rabbimizin izni ve yardımıyla büyüklerimizin himmetleriyle ilerleyip Rıza-i İlahiye ulaşacaktır İnşaALLAH.

“Ey huzûra kavuşmuş nefis! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön!” (el-Fecr, 27/28)

Rabbimizin yardımı ve izniyle , Ayet-i kerime’sinin tecellisi vuku bulacaktır  .

“Muhabbetin hakikati  aslında sahip  olduğun her şeyi sevdiğine verip, ondan kendine bir şey bırakmamandır yani gönül hanende Yardan gayrısına yer vermemek … Evet, sen Maşuku müşahede için tetikte olmadıkça gönlünü gayrısından halas eylemedikçe  Maşuk sana nazar etmeyecektir. Bir büyük zat şöyle der: Senin insan dediğin bir avuç toprağın eline, gökyüzündeki meleklerin bile geremeyeceği bir yay vermişler. Bununla kastedilen AŞK’tır

Aşık, her an için hangi yolla sevgiliye ulaşacağının ve sevgilisini kendine bağlanacağının düşüncesinde olur.”

 

Şöyle anlatırlar: Bir pâdişâhın kızının kolu kırılmıştı. O şehirde kırık-çıkıktaki mahâreti ile tanınan son dererce güzel ve zarif bir genç vardı. Kızın elini sarması için onu getirdiler. Kız onu görünce hemen âşık oldu. Kırıkçının göz kırpması kızın aklını başından aldı. Genç her gün geliyor ve kızın durumunu kontrol ediyordu. Kolu iyileşince gelmez oldu. Kız evden kaçacak duruma geldi. Bu sırrı dadısına açtı ve genci tekrar eve geri getirtmek için çarenin ne olduğunu sordu. Dadısı şöyle cevap verdi: “Kolu kırmaktan başka çâre yoktur.” (Z. Nahşebî, Âriflerin Yolu, s.103)
“Mârifet, muhabbet için önemlidir. Bu sebepten diyoruz ki;  Amaç kulluktur. Kulluk, sevgi (muhabbet) ile olursa bir anlam kazanır. Kullukta sevginin yolu da mârifetten (tanımaktan) geçer. Öyleyse kul önce Allâh’ı (c.c) tanıyacak, sonra ibâdet ve tâatla O’nu sevecek ve o sevgi içinde kulluğa devam edecek. (Serrâc, el-Lûma, s.553)”

Rabbim cümlemizide Marifet Nuru ile Rızasına eren MUHABBETULLAHA erişen kullarından eylesin İnşaALLAH. (amin )

 

Elnur KUL

MUHABBETULLAH …” üzerine 3 yorum

  1. Kelamlar kalpten çıkmış elbet güzel olmuş emeklerinize sağlık ;
    Okurken fon müziklede kombine olmuş .. 🙂
    Spesifik yazamadım uzattım 🙂
    üzerine hazır yazıyı okuyuvermek nasibimiz olmuş okuyuverdik
    Ne güzel paylaşımlar Cenabı Mevla Razı olsun

    🙂 Selam ve dua ile iyi akşamlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir