Nefis terbiyesi

namaz-197733_200x200

Allahu Tealâ’nın en büyük nimetlerinden ilki iman ve İslâm’dır. İmanı olan kimse cihana meydan okuyacak güçtedir ama hiçbir sebepten dolayı kendi nefsine pay çıkartmayacak ahlâka da sahiptir. İmanı olan insan Allahu Tealâ’nın emirlerine ram olur ve böylece hakiki insan (insan-ı kâmil) olur.

İmandan sonraki en büyük nimet, günahları idrak edip, tevbe kapısını açmak ve tevbe-i nasuhu ele geçirmektir.

Allahu Tealâ, “Hep birden Allah’a tevbe edin. Ey mü’minler, bu yoldan kurtuluşa ermeniz umulur.” buyurmakta ve bu ayet-i kerime ile insanları tevbeye çağırıyor.

İnsan önce kendi tevbe edip, kendisini ıslah etmeli. Aksi takdirde ne kendisine, ne de başkasına faydası olur. Hocaların yanıldığı nokta budur. Hoca bildiğiyle amel ederse arif olur, şifa kaynağı olur. Kendi halimiz güzel olmadıkça, kalpleri sözle fethedemeyiz. Onun için önce kendimiz azad olmalıyız.

Allah tevbede samimiyet ve sadakat ister. Sen kendini kurtarmadıkça başkasına fayda veremezsin. Ama kalp temizlenip nefis nurlanınca, insanın başkalarına tesiri olur.

Sahabenin ulularından yedi tane Abdullah var. Bunlardan birisi Abdullah b. Mes’ud. Abdullah b. Mes’ud Hazretleri bir gün Küfe nahiyelerinden birinden geçiyordu. Yolunun üzerindeki bir evde birtakım insanlar toplanmış, şarap içip şarkı söylüyorlardı. İçlerinde sesi çok güzel bir çalgıcı da vardı. İsmi Zazan idi.

Abdullah b. Mes’ud, evin önünden geçerken Zazan’ın hem udunu hem de şarkı söyleyen sesini duydu. Kalbi merhametle dolup şöyle dedi: “Bu ses Allah’ın kitabını okusaydı ne güzel olurdu!” Ve yürüdü.

Allah bir adamın kalbine hidayet verirse ona idrak de verir. Zazan, Abdullah b. Mes’ud’un oradan geçerken bir şey söylediğini fark etti. Yanındakilere o zatın kim olduğunu ve ne söylediğini sordu. “O, Abdullah b. Mes’ud’dur. ‘Bu ses, Allah’ın Kitabını okusaydı ne güzel olurdu’ dedi” dediler. Zazan’ın kalbi ürperdi, ilâhî bir coşkuya kapıldı. Udunu yere çarpıp, koşarak Abdullah b. Mes’ud’a yetişti. Ona yetişince ağlamaya başladı. İkisi de birbirlerine sarılarak ağlaştılar. Zazan tevbe etti. Abdullah b. Mes’ud’un sevdiği, ilim sahibi bir imam oldu.

Nasıl ki Abdullah ibni Mes’ud’un tek bir sözünden Zazan’a iyi hal geçtiyse, tövbesinde samimi ve sadık olan da başkalarına tesir eder.

Hiçbir bozuk kimse, senin elinde yararlı hale gelemez; ta ki sen kendi özünde yararlı olmadıkça… Yalnız kaldığın zaman Allah’dan korkmazsın; ta ki halk arasında Halık için yaşamadıkça…

Mehmet Ildırar – Semerkand Dergisi, Eylül 2000.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir