Rabıta üzerine Sohbet.

Benim de bilgim yokta kelam ile yazmaya çalışıyoruz.

Neye benzetirim rabıtayı zikir = zikrullah zikir = aşk bu ikisinin bütün olması bir olması rabt yani bir  olmasıdır.

Açıklamasını şöyle bir misal ile vereyim.

Eskiden dikiş makinaları vardı. Demir kafası vardı. Kasaları olurdu,  altta da kasnak vardı onları çalıştıran bir kayıştı ikisini buluşturan bir eden demi ?

Tasavvufta her tarikatta hangisi olursa olsun her meratipte her makamın rabıtası olur mürşidi kamil o meratibin o makamın tarifini verir.

Sen zikret der ne zamanki o zikir tarifi gönülde hayat bulduğunda hay olduğunda işte kafa ile  kasnak arasındaki kayış olur zikir olur zikrullah hakkın varlığı hak ile  bir olur.

 

Derviş bir kaptır sadece evet Allah evvelinde de var idi ahirinde de var.

Fakat batında ve zahirde tecelli etmesi  batın aşk’ın tarifidir. Sende var olması için sende bende her ne varsa haktan gayrı fenada fani olduğunda gönül kabesi  Allah ile dolar.

Allah zaten vardı da, fakat gönül o kadar kirlenmiştikti perdeler o kadar kalındı ki o zikir yolcu olupta orda ki zanları perdeleri bir bir açınca haktan gayrı ayan  olmaz her zerrede her fiilde fail olan hak olur şimdi o kap da artık göründü çünkü tüm azalarda hakkı zikreder oldu..

İllaki var eden odur

hu…

Bende yok diye kimsede yok deme lüksüm olmaz

hu…

Sözüm bu can

hu…

Allah’ın rahmeti her an yağmaktadır, lakin ben şemsiye ile dolaşıyorsam yağmur yok denemez ki..!!  

lmi ledün ilim cevize benzer cevizin kabuğu ilmi fıkıhtır cevizin içi ilmi ledündür ancak o içine erişebilmen için tevhit tokmağı ile kabuğunu kırıp ta içinde birde zarı olur onunda çıkardığında

afiyetle yer.

Onun tadı  ise damakta olur ona da ehli demiş ki yaşa da gör…

hu..

Yazan:  Aşık_Yunus

Bu sohbet Tasavvuf odasından alınmıştır. Katılımcılar ErvaH, DemeT, Bluerosse, SeLinaya’a Teşekkürler..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir