VİCDAN MUHASEBESİ…

Ey Nefsim…

 

‘’Doğrusu Kendisinden kaçtığınız ölüm mutlaka karşınıza çıkacaktır; sonra; görüleni de görülmeyeni de Bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O halde size işlediklerinizi haber verecektir.’’ ( Cuma Süresi 8. ayet )

Peki ya sen nefsim…

Tüm bunları bildiğin halde ölüme hazır mısın?

Gözlerin dehşetle döneceği bir güne hazır mısın?

Dağların yürütüleceği, güneşlerin dürüleceği, yıldızların döküleceği, göğün parçalanacağı vahşi hayvanların toplatıldığı bir güne hazır mısın?

Köle ile efendinin, işçi ile patronun, fakir ile zenginin, yöneten ile yönetilenin, aynı muameleyi göreceği bir güne hazır mısın?

Paranın, rüşvetin,  büyük adam olmanın geçerli olmadığı güne hazır mısın?

İnsanların yeniden dirilterek Rabbinin huzurunda toplandığı, mizanın kurulduğu, amel defterinin açıldığı güne hazır mısın?

Dostun dosta, babanın oğla, annenin yavruya hiçbir faydasının olmayacağı gün halin nice olacak hiç düşündün mü?

İnsanların kabirlerinden çıkarılıp fevç fevç mahşer alanına sürüklendiği o günde Rabbine hesap vermeye hazır mısın?

Cennetin yaklaştırıldığı, Cehennemin alevlendirildiği ve insanların Yüce Allahın rahmetinden başka sığınacakları bir sığınak bulamayacakları o müthiş günün hesabını yaptın mı?

Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehenneme doldun mu? Diye sorulduğunda, cehennemin o korkunç homurtusu ve dehşetli sesiyle daha var mı? Cevabını işittiğinde halin nice olur hiç düşündün mü?

Cehennemin azabı bir yana sadece cennetlikler ve cehennemlikler birbirinden ayrıldığı anda cehennemlikler arasında olabilme ihtimali hiç aklına geldi mi?

Allahın rahmetinden mahrum kalmış, yüzüne bakmayıp kendisiyle konuşmamış kişiler arasında olduğunda bunu bedbahtlığına üzüntüsüne sonu gelmez acı, ızdırap ve azapların başlangıcı olmasına hangi ve kuvvetle dayanacağını hesapladın mı?

Ölüm olgusunun bir koç suretinde getirilip kesildiği ve ‘’bundan böyle ölüm yok’’ hitabını işittiğin anda cehennemlikler arasında olabileceğini hiç aklından geçti mi?

Her hak sahibinin hakkını eksiksiz alacağı, hatta ‘’Boynuzsuz keçinin, boynuzludan hakkını alacağı’’ hadisçe belirtilen o adalet gününde hesap verebilir misin?

Hakkını verebilir misin ey nefsim sende hakkı olanların, bilmeden incitmiş olduğun, kalbini kırdığın insanların?

Peygamberler dahi ‘’ Nefsiiim, Nefsiiiim! ‘’diye endişelendikleri kıyamet gününde kurtuluştan yana ümidin var mı?

‘’ Ahh keşke toprak olsaydım!’’diye pişmanlık içinde olanlardan mı yoksa ‘’ Ey huzura eren nefis! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön. İyi kullarım arasına katıl, Cennetime gir ‘’ hitap edilen mutlu kimselerden mi olacaksın?

Ölüm zor ey nefsim! Ölüm ötesi ondan da zor…

Farz etki öldün,sonra musalla taşına koyup namazını kıldılar, ardında omuzlarda taşındın,seni bir çukurun başına getirdiler.Dünyaya ait olan her şeyi o çukurun başına terk edip,tek başına daracık bir yere koyup üzerine toprak attılar….Ondan sonrasını bir düşün nefsim…

Asıl önemli olan ondan sonrası çünkü! Münker ve Nekir’in sorularına doğru cevap verebilecek misin? Amellerin kabrine her an eza veren, seni kınayan korkunç bir canavar suretinde mi gelecek? Yoksa sohbetinden haz alınan, varlığı sana huzur veren güzel yüzlü bir dost suretinde mi gelecek? Dahası kabrin cehennem çukurlarından bir çukur mu? Yoksa cennet bahçelerinden bir bahçeye mi dönüşecek?

Kabir seni seni öyle bir sıkacak ki insanlar ve cinler dışında tüm canlılar çığlığını işitecekler. Bu dünyada en küçük bir meşakkate, incinmeye, eziyete dayanamayan sen, yerin bir metre altında bu kadar şeye nasıl tahammül edeceksin hiç düşündün mü bunu?

Hiç düşündün mü gerçekten ölmek nasıl bir şey, hesap vermek nasıl bir şey?

‘’Ölüm sarhoşlu bir gün hakkı getirirde, ‘İşte ey insan bu senin öteden beri kaçtığın şeydir ‘denir. ( Kaf süresi 19. ayet )

 

İşte Ey Nefsim…

Böyle uzayıp giden sorulara nasıl cevap vereceğini düşün…Bunun üzerinde tefekkür et…Ve bu doğrultuda yapman gerekenleri bir an bile erteleme…

Vesselam….

 

Turab

 

VİCDAN MUHASEBESİ…” üzerine 2 yorum

  1. Turab Rabbim razı ve hoşnud olsun inşaAllah . Samimiyet ve Vicdan peşpeşe çok güzel birbirini tamamladı . Gönlüne sağlık çok güzel bir sohbet olmuş. inşallah hayatımıza tatbik edenlerden oluruz …

    “Allah (c.c) Kuran’da insanların nefislerinde iki ayrı özellik bulunduğunu bildirmektedir. Bunlardan biri kötülüklerden sakındıran ve iyiliği emreden “vicdan”, diğeri ise kötülüğü emreden “fücur”dur. “Fücur” kelimesi; “günaha ve isyana girişmek, fasık olmak, yalan söylemek, baş kaldırmak, haktan yüz çevirmek, nizamı bozmak, ahlaki çöküntü, takvanın zıddı” anlamlarına gelir. Fücur kavramı, insan nefsinin olumsuz özelliklerinin tümünü kapsamaktadır. Allah (c.c) Kuran’da, nefse fücuru, aynı zamanda ondan sakınmayı, yani vicdanı ilham ettiğini bildirmektedir ”

    “Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene’, Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (Şems Suresi, 7-10)

    Bu ayeti Kerimelerde ayrıca vicdanın, Allah’ın (c.c) kullarına olan ilhamı olduğu da bildirilmektedir. Dolayısıyla vicdanları, hayatlarının sonuna kadar bir an bile ara vermeden insanlara en doğru olanı bildirmektedir. Vicdan, her zaman için kişiyi Allah’ın (c.c) razı olacağı davranışlara yönelten, insana en güzel olan tavrı ve düşünceyi ilham eden, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edebilmesini sağlayan çok büyük bir nimettir. İnşaAllah vicdanlarımızın sesini dinleyenlerden olursak kolay kolay Rabbimizin izniyle yanılğıya düşmeyiz …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir