Sesimin kesildiği yere bak.

Sesimin kesikdiği yere bak, ordayımdır. Yorgun üzgün, bıkkın ve pes bayrağını cekmiş yarışçı gibi. Duanda unutma demiştim. Unutma olur mu? Ben unutmadım gözüm yolda, inşirah mektubunda. İçimde yığınla birik miş sitemler var. Benden bana.. Esaret zor. Seyretmeye izin yok denizi dağları sarp yamaçları, hatta ağaçları, Cansız eşya gibiyim, kendi içimde saklanıp suskunluklarda geziyorum, içten gülümsemeye […]

Dosta yalvardı dost için..

Hırçındı… O kadar hırçındı ki üstelik, iyice saçmalamaya başlamıştı yine. Ağzına her geleni söylüyor, olmayacak lâflar ediyordu. Aslında, diğer zamanlarda böyle değildi. Niye uğrardı delilik kapısına? Nedeni önemli mi? Uğrardı işte! Ve o hiç sormazdı kendine, dellenişinin hesabını. Doyasıya yaşar deliliği ve sonra aniden, sükûnete ve huzura erdiğini hissederdi. Elbet her dalga, bir sahile vururdu başını. […]

“Müslüman’ca yaşamak” üzerine hatırlanası bir düzine şey…” (senai demirci)

Aklımız erdiğinden beri kendimizi “Müslüman” biliyoruz. Öyle ki “Sen Müslüman değilsin!” sözünü hakaret sayıyoruz. İslam’ın beş şartını ezberden saymaya hazırız. Yeri geliyor “Müslüman olmayanları” hizaya çekmeye hevesleniyoruz. Günahkârları “emr-i bilmaruf ve nehy-i ani’l münker”le ütülemek için fırsat kolluyoruz. Aramızdan birileri gayr-i Müslimlere azıcık empati beslemeye kalksa, “diyalogcu” ve “işbirlikçi” etiketiyle paspas ediyoruz. Günahkâr da olsa […]

Öncelenen Nefis…

Basit bir örnek ile geçmiş ile şimdiki dönemi kıyaslamaya yardımcı olayım: yüz yıl önce evinden çıkan insanın gideceği yere varana kadar gözü asla ama aslâ harama bulaşmazdı. Çünkü ne göz zinâsına ne de haram fiile şahit olurdu. Ancak günümüzde durum böyle mi? Elbette değil. Bırakın normal bir yere gitmeyi¸ abdest alıp camiye gitmek üzere kapınızdan […]

Mahzun Saç Telleri

Kendim ile münakaşam Dışarısı çok sıcaktı öyleki adeta kaldırmdan sıcaklık hissediliyordu. Hem sıcak hemde yorgunluk yol gözümde uzadıkça uzadı. Taksilere bakıp durup durmayacaklarını düşünürkken bile baya yol yürümüştüm. Hem yürüyor hemde kendim ile sohbet ediyordum. Yüzüme savrulan saç telleri gözümün önünde uçuyordu, Oysaki nasılda sıkı sıkıya bağlamıştım baş örtümü, hem utandım hemde kendi kendime kızdım. […]

Anmak üzere…

Hasret canda bir alev olur nar olmak üzereGül gönüldeki uykusundan uyanır. Denizin suları kesildimi besler yağmur onuDağlar yürür sonsuza O nuru kuşanmak üzere Beni hamurumdan etti kaç deli sevdaSerpildi üzerime kan sınanmak üzere Beni heyecan sarsıp gelse ırmaklar şahit olurGözlerimden akanla kalp yıkanmak üzere Macera değil hayat, kendine işarettirYoktan var edilmişler hep inanmak üzere Bir […]

Korkmak; Sizin için korkandan korkmak

Rabbin korkar mı? diye sordu. hayır korkmaz dedi. Korkar ama nasıl korkar? Bir anneye verdiği merhamet gibi. Yeni yürümeye başladığımızda paytak paytak ha düştü ha düşecek diye arkamızdan koşan tedirgin olan tutmaya çalışan çabası var ya. işte O da bizim için korkuyor kulum düşmesin nolur doğru yolda yürüsün korkusu. Çünkü şefkatin merhametin en büyüğü Onda […]

Sevmez mi?

Seviyor mu  seni? diye düşünürken, -Seviyor diyorum seviyor, Sevmez mi? hem bana düşen  sadece sorgulamadan sevmek değil miydi. Sevmek, ah sevmek eskiden sevmek tanımı anlayamazdım. iyi hoş halada anlamış değilim. Anladığım kadar o kadar kısmındaki her zer-remle seni sevmek ne güzel. Hatam, cahilliğimle, kusurum la bile. Hiç bir halim mi sana  layık bulmasam da Seviyorum […]

Biz bir tebessüme dünyaları sığdırırız.

Meseleyi sorunu sadece çözmeye odaklanıp gayret sarf ettikten sonra çözümleyebildiğimiz kadarını görüp nerede tıkandığımızı anladığımızda   sorunu çözmüş oluyoruz. Dünyayı dert edinenlerin dünya kadar derdi olur. Ne dert kalıcı ne sevinç..  Ya Baki Entel-baki Esma’sını düşünüp onda teselli bulmak en güzelli. İnsan dertlerini  dert edinmeyi bırakınca, Allah’a tam teslimiyetle  tevekkül eder. Kader’e iman noktasında tam iman etmişse ve,  […]

Cehenneme Sürüklenmek Seni Sevmek

Öyle  zor ki, Nefretin ardında saklanan sevgiyi taşımak. Adını koymadığın tanımlayamadığım şey.  İnsan en çok kendini tanır aslında ama ne garip  ki kendimi tanıyamıyorum. Açık yara taşıyan yaralı kuş misali. Ne kanayacağı zaman belli oluyor nede  sızlayacağı. Nefretin ardına perdeliyorsun bazen.. Bezende suskunluğuna gömüyorsun işte, Dediğim gibi karmakarışık duygular. Cehenneme  sürüklenmek gibi seni sevmek..