Bir nefeslik ti senle mutluluk sadece bir nefeslik.
Hani bana sorsan kaç gün kaç saat bilemem?
Bazen bir ömür gibi uzun bazen sadece bir an..
Hasretken varlığına düğümlendi mutluluk boğazınızda.
Gerçekler ve gerçekte tutsak yürekler.
Hani hep gidecek gibisin derdin ya?
Gidecek gibiydim, çünkü senin gideceğini biliyordum..
Ben gidersem daha az canım yanar sanıyordum.
Oysaki yanınca yürek giden ayni yanıyor geride kalanda.
Acının anlamı kalmıyor acı hep ayni acı sadece evhamlar farklı.
Ve öylesine oylesine.
Sevmek istedim ve öylesine kapıldım varlığı na.
Zaman geçti asırlar misali ve hala yokluğun kapanmayan yara ilk gün gibi.
Bu günler de yine acın çöreklendi içime.
Gülüşlerin canlanıyor zihnimde.
Özlemin yangına döndü ve yine yeniden.
Ne rüyalar artık teselligahim nede ümitelerim kaldı yoklugunda.
Bir yazdığım şiir çınlıyor kulaklarımda.
Kaç güzel isimde sakladinsa beni..
Bilki uyandırdı en güzel uykudan sensizlik beni.
Ya dön artık
Yada çek yüreğimden eiini.
Yorgunum,
Sensizligin mahkumuyum.
Her yer açık cezaevi
Katili olduğun bu sevginin mahkumu yum hukümlüsüyüm..
.




Uzaklarda olmak ayrı olmayı gerektirmiyor her zaman. Birbirlerinin çok yakınlarında bulunmak da yakın kılmıyor insanları. Ayrılık, yüzeyde, daha derinlerde, en derinlerde kendini başka başka biçimlerde gerçekleştiren bir şey. Yüzeyde olan ayrılıkların bıraktığı yaralar, zaman eczanesinin merhemleriyle kolayca iyileştiriliyor ve kısa zamanda gelip geçiyor. Daha derinlerde yaşanan ayrılıklar daha sarsıcı tecrübeler yaşatıyor, daha dayanıklı acılar, daha uzun bir nekahat devresi… En derinlerde olanlar, onlar bırakıp gitmiyor, her şeye, her duyguya sirayet ederek büyüyor, habisleşiyor. Tabiatı üzere, yüzeyden bakıldığında görülmese bile alttan alta, derinden derine bütün hikayenin içine işliyor.
içimiz dünyaya sırtını da dönse kederle durulan yerden ayrılmayız..