Allah’a ulaşmak için tabibe git derler.!

 

Şah-ı Nakşibendi H.z şöyle buyuruyor bir sohbetinde.

Bizim yola giren (Tarikata) kimse omzuma basıp yükselmese hakkımı helal etmem der.

 

ALLAH dostlarının huzurunda edebe uymakla mümkün olur.

Uzaklarda veya yakınlarda bulunsun beni seven herkes nazarım da eşittir ben her gün en azından günde bir kere beni sevenin adini anarım.! Her şey edeple güzelleşiyor.

 

Muhabbet rabıtası ne kadar çok yaparsan edebi kazanmaya fayda veriyor.

‘’Allah’a ulaşmak için tabibe git derler.!’

 

Tabip reçete yazarsa sakin o reçeteye uymamazlık etme, ya hasta olma eğer hasta olursun da verdiği terkibi yap ki şifayı bulasın. Kendi kendinin doktoru olur da kendine reçete yazarsan zehirlersin kendini çünkü gönül dostları kalbin merhemini çok iyi bilirler.

 

Bir gönül sultani söyle diyor.

ALLAH (dostlarını)  adamlarını sevmek lazım, ALLAH bu kadar güzellikler onlara bahş edecek ve bizler onları anlamaktan uzak olacağız öylemi ?  

 

Güneşe bakarsın  gözlerini kaparsın dersin ki güneş yok ama gözünü açtığında o gerçek orada, ALLAh onların (dostlarının)  hatırına bizleri af eylesin.

ALLAH dostlarını anlamak için daha dikkat etmek lazım.  

 

Şah-ı Nakşibendi hazretleri  RABBİL ALEMİNİ o kadar çok sevmiş ki RABBİMDE ONU sevmiş. Şah-ı Nakşibendi  k.s daima fakirliği sever ve fakirlerle beraber olurdu.

O sultan ben her ne buldu isem işte bu fakirlik sıfatı ile buldum derdi.

 

Evinde üzerine oturacak sadece bir kilim bulunur sıcak günlerde de hasır kullanırdı.

Bu sultan in helal olmayan şeylerden kaçınmayı  özellikle helal rızk kazanmaya önem verir ve tavsiye ederdi.Allah Resulunun şu hadisini  hep söylerdi.

 

‘’İbadet on kısımdır dokuzu helalinden kazanmak, birisi de diğer ibadetlerdir.

 

İçinde bulunduğu fakirliği karşılık Peygamberimizin (s.a.v) ahlakı ile ahlaklanmıştı iki cihan Sultan’nın  sünnetine uygun olarak kendisine hediye verene bir benzerini yada daha iyisini verirdi.

Nakşibendi hazretlerin bunu  uygular sohbetlerinde bereketi ile güzellikler meydana gelirdi. Dergahına gidenler bu güzellikleri hissederlerdi evine misafir gelince hangi vakit olursa olsun iyi bir sofra hazırlayıp ikram ederdi. Hava soğuk bile olsa elbisesi yoksa kendi elbiselerini misafire verirdi.

Peygamber Efendimizin salallahu aleyhi vesellem’in evde arpa  ekmeği yaptığı hadisleri

geçmektedir..

Gönül dostları bir keresinde Şah-ı Nakşibendi k.s bağdata gitmişti.  bir derviş kendisine yemek ikram etti hace hazretleri ona dedi ki benim bu yemeği yemem uygun olmaz..!

Bu yemek öfke ile yoğrulmuş gazap atesi ile pişirilmiş, kaşığını gaflet ile kullansa yemekte hayır olmaz.  Bu sebeple şeytan ve nefis böyle bir yemekte kendine yol bulur. Böyle bir yemekten ne bereket gelebilir salih amellerin özü huzurla yenen helal lokmadan kaynaklanır.

Her zaman ve özellikle namaz sırasında manevi huzuru elde etmek istiyorsanız,mutlaka kazancınızın  helal olmasına dikkat etmelisiniz derdi..

Helal yiyebilmek gönlün temizlenmesi mana alemine dalabilmen ve kıldığın namazdan huzur bulman için daima helal lokma yemen lazım.

 

Gönül dostları sohbetlerinde şöyle anlatıyor.

Bir ortamda bulunuyorsunuz yemek yemeniz lazım helal mi ? haram mı ? bilmiyorsunuz yemeğin üzerine zulmet varsa sizi etkileyecek ve maneviyatınızı kaybedeceksiniz o zaman rivayet buyrulan hadiste anlaşıldığı gibi, diyor ki  içinden fil suresini oku ve gizlice yiyeceğin şeyin üzerine üfle ve Allah im bu yemekte zulmet varsa onu kaldir Allah’ın ismini anarak yiyorum de ve bismillah getirerek lokmayı ye sebeplere sarıldığın için sebeplere sarıldığın için

zulmet varsa ALLAh kaldırır  bunlara dikkat etmek lazım. Her önüne konulan şeyi şapur şupur yersen ve farklı kişilerin aldığı şeyler ikram edilirse sıkıntı varsa maneviyatın bir anda

kayboluyor. Böyle durumlardan mümkün mertebe kacınmak gerek.

 

ALLAH ile beraber ol.. ALLAH ile beraber olamadınsa.!!  

Allah ile beraber olanlarla beraber ol ki,  Allah’ı bulasın.!!

 

Sır burada dostlar, RABBİL ALEMİN bu sırr-a ulaştırsın cümlemizi.. AMİN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir