HANGİSİ İSTANBUL

HANGİSİ İSTANBUL

tadına baktığım hep gurbet oldu yıllardır..
doğduğun yeri anlat desen, işte o zaman başlar en büyük suskunluğum..

doğmayı başarmışım memleketimde ama büyüyememisim..

kordon bağım sağmadan göçtük desem İstanbul a ,yalan olmaz herhalde…

bir yeşilçam kamyonunun arkasında.. esyalarimiz ve biz kucak kucağa…

başlamisiz yeni hayat ve umut yolculuğuna….

böyle uygun görmüş rahmetli babam..

duymuş oda; kurtarıyor muş, kendini İstanbul a atan…

önce yollar, sonra yıllar uğraştı bizimle..

kavgaya ortak olduk bizde ,alın terimizle..

o günden ne bilirdik, aşık edecek İstanbul kendisine bizi…

unutturdu yıllar geçtikçe, doğduğumuz köyümüzü..

arada bir teneffüs arası versekte memlekette..

İstanbullu olduk , hayalde değil belki ama gerçekte…

hala kokular gelir burnuma, tanıdık ama kayıp…

köyde üçbeş sıcak hane,İstanbul da ise soğuk kalabalık..

bir nesil göçebe yaşamış belliki bir dönem..

hayat bir cendere, dişlerinin arasına almış,dönememiş hiçbir giden…

yer yer yeşertilsede İstanbul da köyümün bahçeleri..

arar olduk o eski tat ve lezzetleri…

ogün olduğu gibi bugün gelseydik İstanbul a bizi kabul edermiydi bilmem.

ama şimdi istesemde İstanbul u terk edemem..

aslında yaşanmış bitmiş bir şehir İstanbul…

insanlığı gitmiş , burada herşey para pul…

hatıralar ve şiirlerle anar olduk onu..

aydınlığını yitirmiş, karanlığa akıp gidiyor sonu..

tepelerinde konuşuyor ken yüzü pak ,dili bal döken o mübarek hanımlar beyler..

şimdi batının cehaletin de can çekişmek teler…

ne vakit tekrar süs olacak aşık a; o emsalsiz inci gerdanlık…

korkarım mavi sini göstermeyecek bize ,bitmeden batıya hayranlık…

Yazan: Paşa Varol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir