Hz. Üzeyir Kıssa

Vaktiyle Buhtinasr adlı bir Kral vardı

İsrailoğullarına karşı savaş açar, ve savaştan galip gelen Kral’ın askerleri olur. İsrailoğullarının bir kısmını Öldürür bir kısmını esir alır bir kısmını kendi işlerinde çalıştırırdı.

Kudüs Şehrinde ise taş üstünde taş bırakmaz yakıp yıkmış . Zalim Kral Buhtinsra esir olanlar arasında Üzeyir Peygamberde vardı .

Bir gün Üzeyir Peygamber Zalim Kral Buhtinsrın elinden kurtulur Eşeğine biner ve Şehri terk eder .

Yolu Kudüse düşer ve bakar ki,

Üzeyir Peygamber Kudüs Şehri yerle bir olmuş

bu vahim duruma üzülür ve Güzelim Kudüsün manzarası karşısında çok üzülür ve derki kendi kendine

acaba bu korkunç Ölümden sonra burasını ( ALLAH ) nasıl diriltecek der kendi kendine .

Ağaçlardan Meyve toplayarak karnını doyurur
Bir Bağa girerek Üzüm toplar ve o topladıkları Üzümleri Şıra yapar ve Eşeğini bir ağaca bağlar ve Güneş doğup biraz yükselince bir ağacın gölgesinin altında yatar uyur .

ALLAH Teala, Üzeyir Peygambere Öldükten sonra insanları nasıl dirilteceğini göstermek için . Üzeyir Peygamberin Uyurken Canını alır

ve Üzeyir Peygamberi Tam ( yüz sene ) bu durumda bıraktı ve ( yüz sene ) bitince Üzeyir Peygamberi diriltir.

ve ALLAH Teala Üzeyir Peygamber der ki ? Ya Üzeyir sen burada ne kadar kaldın ve ne kadar uyudun der.

Üzeyir Peygamber ise Bir gün veya bir kaç saat kaldım Ya Rabbim buyurum
ALLAH Teala gerçeği Üzeyir Peygambere şöyle anlatır ve der ki ? Ya Üzeyir Burada ve bu Ağacın altında sen ve Eşeğin tam ( yüz sene ) kaldınız der.

İstersen yiyeceğine ve içeceğine bir bak Biz seni insanlar ibret olsun diye tam ( yüz sene ) uyuttuk der.

Ağaca bağladığın Eşeğine bir bak Yerinde mi canlımı der ve Üzeyir Peygamber Bakar ki Eşeğinin kemikleri var .

Şimdi bak Ya Üzeyir biz insanlar Öldükten sonra nasıl dirilteceğiz der ve O Ölülerin kemiklerine nasıl et giydireceğiz der .
Eşeğinin kemiklerini çürümüş bir vaziyette gören Üzeyir Peygamber Bir anda Ağaca bağladığı Eşeğinin dirildiğini gören Üzeyir Peygamber Rabbim der senin her şeye gücünün yeteceğine her şeye söz geçireceğine ve İnsanları Öldükten sonra tekrar dirilteceğine kesin inandım der ve secdeye kapanır .
hz. Üzeyir memleketine gider.
Evini arar her şey değişmiştir çünkü. Sorar Peygamber Üzeyirin evi nerede diye ?
Gösterdikleri yere gider bakar ki bebek iken bıraktığı oğlu yaşlanmış,
sakalları yeri süpürür bir pir-u fani olmuş.
Ben babanım der, demesine ama elbette ki inanmaz oğlu o da sadece onun bildiği bazı şeyleri söyle, bazı şeylerin de yerini söyler.
o vakitler tevrat vardı ve tahrif edilmişti. hakiki 1 tek tevrat kalmıştı o da bir sandıkta saklıydı.
fakat kimse yerini bilmiyordu. Hz Üzeyr ise ezberinde ki tevratı okudu.
Ben ezbere biliyorum dedi, daha sonra bulundu gerçek tevrat da
karşılaştırıldığın da ise hz zübeyrin okuduğu ile bire bir örtüştüğü görüldü.
ve artık hiç bir şek ve şüphe duymadan inandılar ona.
Lakin işin fena yanı şuydu ? tıpkı hristiyanların haşa hz. İsa Allah ın oğludur demeleri gibi,
museviler de Hz. Zübeyr haşa Allah’ın oğludur dediler.
Oysa ki bir mucize olarak ibret için Allah c.c onu göndermişti. O her şeye kadirdir elbette.

Yazan: acem-kizi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir