Kapını Çalan Dert Değildir…

“Artık böyle yaşamaya devam edecek.” demişti Doktor.!!

Perukmu yaptırsam yoksa bere ile mi gezinse diye düşünürken gözlerim içimden geçen açıya dayanamadı, hem ağlıyor hemde bin bir düşünceler dehlizinde yol alıyordum.

Nasıl açıdır yaşamayan bilemez evlat acısını, O acıdan büyük bir kudret sahibi olan Allah var imtihan deyip ona sığındığım, sebeplere yapışmaktan başka çare kalmamıştı..

Güzel kızım, canım kızım okula, başı avuçlarımın içi gibi kel başıyla nasıl gidecekti..

Arkadaşları dalga geçse, onu kırsa, incinirse, ötekileştirseler ben nasıl dayanacaktım, Rabbim sen sabrını ihsan et. Sen dert vermişsen muhakkak ki deva da verirsin.

Senin kudretin sonsuz, arayacak deva gidecek başka kapım kalmadı.

İstanbul’da ne Cerrah paşa kaldı ne kapısında nöbet tutmadığım profesörler kaldı, yok Allah’ım yok bulamıyorum çareyi..
İmtihan, imtihan..

Hemen peruğu almaya karar verdim. Bir kaç yere baktım ama fiyatları çok yüksekti. Kocama desem mi? verir miydi acaba parayı? neticede sadece benim kızım değildi ki.

Eşim çocuğumun babası hayat arkadaşımdı, kızacağını biliyordum da bir umutla cesaretimi topladım, bir kez daha şansımı denedim,

Ağzımı açmamla bağırıp çağırması lafı ağzıma tıkması bir oldu, bir peruk için verecek param yok dedi. Çok sevdiği parasından 10 tl bile vermeyecekti.

Sustum..!!! Mutfağa gidip sessizce ağladım..

Ertesi gün abimin kızı hatırıma geldi. saçları çok uzundu, kuaför peruk yapılacak saçları ben götürsem bunu daha ucuza yapabileceğini demişti.

Abimi aradım olup biteni anlattım. Kızının sacları çok uzun onu kestirip yollasanız kızma peruk yapsam olur mu dedim. Abim bu durumu evdekilere söyleyeceğini evet derlerse yollayacağını dedi. Ertesi gün aradı, yengen istemiyor kesmeyiz kızımızın saclarını dedi..

Kalakalmıştım peki abi diyebildim sadece..

Nereden bulacaktım peruk parasını.. Peruk yaptırmak yüklü bir para idi..

Kızımın gözlerine bakınca içimi dağlıyordu. Allah’ım bu nasıl hastalıktı ki böyle kirpikleri bile yoktu.

Bir tanecik kirpik, bir tanecik kaş, bir saç teli yoktu başında. Kanser kemoterapi gören hastalar bile saçları dökülünce geri çıkıyordu.

Kızımın sacları dökülmüş 3 milyonda bir rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı.. Dökülen sacları kirpikleri kaşları bir daha çıkmıyordu..

Karar verdim, çalışacaktım. Okul öncesi peruğu almam lazımdı. 3 ay çalışırsam kızma peruk alabilecektim. Okul başlayana kadar peruğu hazır olacaktı.

Annemi aradım Anneciğim kızım küçük, bize gelip bir süre bizde kalsan olur mu? dedim.

-Hayır biz babanla gelemeyiz oraya . İstanbul’da sıkılırız biz dedi.

Annem bile benim için rahatını bozmuyordu. Dağ gibi yaslanmak istediğim Annem’den bile hayır yoktu..

Rabbim ğafur ve kerimdir…

5 yaşındaki kızımı 9 yaşındaki oğluma emanet edip, Özel bir hastahanede temizlikçi olarak işe başladım. 3 ayın sonunda peruk parasını tamamlayınca, işten çıktım..

En değerli en güzel zaman bir annenin çocukları ile geçirdiği zamandır. Hemen pazarlık yaptığım kuaföre gittim peruğu yaptırttım..

Kızım Okula 1’ci sınıftan başladı..

Günler, haftalar derken Aylar su gibi geçiyordu..

Artık Bahar ayı gelmişti,

Balkona çıkmış balkona sarkan ağaç dalarını seyrediyordum.

Öyle içimdeki çıkmazların ne yapacağımı bilmediğim, doktorların artık yapacak şey kalmadı sözleri kulağımda çınlıyordu..

Yavruma kızıma, bakıyordum ne kadar güzeldi. Güneş gibi aydınlık yüzü ile gülümsüyordu, o balkonda oynarken, Gözüme kupkuru ağaç dalında tomurcuklanmış çiçeğe takıldı gözüm..

Hem ağlıyor hem dua ediyordum..

“Allah’ım ey bu kuru dalı yeşerten Rabbim. Ey sonsuz kudret sahibi Rabbim. ey bu kurumuş dalı yeşerten Rabbim.”

Evladımın saçlarını da yeşert..

Hem ağlıyor hem o ağaç dallarına bakıp içimdeki tüm acı ile haykırıyordum.
Bir hafta geçmiş tiki, kızım başını dizime koymuş oyun oynuyordu.. Hüzünle başına bakıyordum ki.

Bir sac teli gördüm,

Gözlerime inanmıyordum, dokunsam düşecek miydi,

Saç mıydı bu, çıkmış mıydı saçı..

Bir tanecik!!..

Rabbim yeşertmişti bahar ayında doğa ile kızımında saçlarını yeşertmişti..

Allah’ım ey çaresizlerin mahsun olan kalpleri işitip günahlarına bakmayıp dualarına icabet eden Allah’ım sana sonsuz şükürler olsun. Şimdi kızım 10 yaşında saçları omuzlarına kadar kaşları da var kirpikleri de..

Asla pes etmeyin, olmaz demeyin, olmazları olduran Allah var..

Dert büyük değildir, ümitsizlik derttir,  “Kapını çalan dert değildir,  imtihan imtihan..”

Kapını Çalan Dert Değildir…” üzerine 3 yorum

  1. Hz. Mevlanın şu güzel sözlerini yazınız doğrultusunda ifade buyurmak isterim….

    Allah bana aşkı nasib etmedi diyorsun.Kulağınla değil ,yüreğinle dinle.Aşk kapını çalıyor da , sen duymuyorsun…

    Kalemine sağlık, emeğine sağlık güzel bir paylaşım oldu….

  2. EhiL bu senmisin ..yoksa bu hikaye alıntımı anlmadım ..Eger burdaki anne sensen diyemiyorum birşey ..Sözün bittiği yer denir ya ordayım işte .Umarım sen değilsindir 🙁

  3. Merhaba yine kendi yazıma yorum yapmak zorunda kaldım. )) evsahibi can bu hikayede gecen anlattığım ben değilim, Aslında daha detaylı yazmak isterdim. Arkadaşım la aynı apartmanda oturan üst komşuları.
    Senin bahar yazısını okuyunca bana bu arkadaşın anlattığı olayı hatırlattı..
    Aslın da bu kadın için, çok dünya malına düşkün araba almak için küçük çocuğunu bırakıyor da çalışmaya başlanmış denmişti, ama kadını tanıyınca bira sohbet edince insanların ön yargısını gördüm.
    Ne yazık ki bende dolaylı da olsa kadını anlatıkları şey üzerinden kızmıştım, O gece sohbet edince kendime de bana anlatanlara da çok kızmıştım.
    Hiç bir şey göründüğü gibi değildi.. Çok hoş bir insan Allah yar ve yardımcısı olsun..
    Rabbim bizleri zanna düşmekten muhafaza etsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir