Sabır ve Sükunet.

Hedefte gayede sadece Allah rızası olmalıdır.
Sizin çizdiğiniz bir ideal bir yol var ise bunun için eziyet ve sıkıntılara hazır olmanız gerekir.
Bu yolda karşılacağınız türlü, türlü kişiler olacaktır. Yolun uzun ve meşakkatli olması sizinle beraber bu yolda yürüyen samimiyetsiz sinsiler-i  ayıracaktır.

Farklı durumda olabilir,  sıkıntılar,  sorunlar, dostluğu kardeşliği dahada pekiştirebilir..

Bunun için o kişi bu kişi yada bu bana dost olur yada olmaz endişesine kapılmaya yada acele karar vermeye gerek yoktur.

Samimi bir niyet sağlam bir tevekkül ile Allah’a yakarmakla üzerinize düşen gerekenleri yapmak kafi gelecektir.
Size dost olmuyorsa yol arkadaşlarınız, nokta koyup yeniden yolunuza devam etmelisiniz.
Doğru yoldaysanız, size nefret kusan hatta hakaretler, suçlayıcı sözler sizi takip edecektir.
Bunu sırtınızı döndüğünüz, onların çıkarına ters düştüğünüz arkadaş dost kardeş bildikleriniz dir.
Onların çıkarına karşı çıktığınızda düşman sayarlar sizi.
Onlar sana ilk ihanet etmiş değillerdir. Senden evvelde dost olduklarına ihanet edendir.
Dostluk bambaşka bir şeydir…
Dost makamına gelen kişilerde ihanet yoktur.

Yaşanan  sorunlar, dost arkadaş zan ettiklerinizden  geliyorsa, bunun sebebi sadece iyi niyet hüs-nü zan ile hareketinizden kaynaklanmıştır.  Bu bir hata zafiyet değildir.! bilakis müminin düşünmesi yapması gerekenlerdir.

Kişi ne ise karşıdakini de öyle görür. Ayna misali.

Bir ayna görür insan bazen bakar ama, bekarken gördüğünden korkar kendi olduğunu bilmeden.
Dile gelen çirkinliği kusar, Bu hastalıklı kişiler, kustukları iğrendiği çirkinliğin sahibi kendilerinin olduğunu bilmeden kusar.

Size isnat edilen kusur ve hata samimiyetsizlik ve kötü huyların asıl membaı bizatihi kendi nefisleridir.
Çirkinliği gören bizatihi o çirkinliğin sahibidir. 
Bir yola çıkılmışsa devamlı doğru iyi sözler işitilmeyecek tir. Bu bazen hakaret olacaktır.
Sabır ve sükunetle hepsi aşılacaktır. Zira hedefte gayede başkadır.
Bu hadiseler olaylar size tecrübe kazandırır. “Unutmayın rüzgar eser ancak büyük kayaların tozunu alır”.
Kalplerin sarrafı ancak Allah’tır, ve bunun hesabı çetindir.
Allah bir kulunu himaye etmeyi Murad edince sebepler zincirini meydana getirir.
Yaşanan her şer hadise, kişiyi sıkar bir adım atsa düşecek sanır.
Sussa hadiseler karşısında tahammül edemeyecek, konuşsa olmayacak.
Hz. Mevlana’nın bu sözü ile bizlere güzel ders veriyor.
Sükut Eyledim, ”Kahrı Var” Dediler. Biraz Söyledim, ”Zehri” Var Dediler.Sustum, Kahrından Susuyor Dediler; Konuştum, Zehrini Kusuyor Dediler.
Sonra Allah-a tevekkül girer devreye Bismillah der…

Canını acıya acıya verdiği her kararın nefsinden gelmediğini bilir.
Ayette buyrulduğu gibi.

“Sizin Hayır Sandığınız Şer, Şer Sandığınız Şeyde Hayır Vardı ALLAH (C.C) Bilir Siz Bilmezsiniz”

Gaye ve maksat Allah rızası olunca, sizin sizlerin şerlerinden bi haber  olduğunuz  dost, kardeş, arkadaşlarınızı etrafınızdan uzaklaştırır.

Ve tek Dostun kendisi olduğunu size bir kez daha hatırlatır.  “HasbunAllah venimel vekil” der. Hamd eder, Sabreder yeri gelir, Şükreder.
Gün olur zaman akar, Yaşanan o şer gibi görünen her olay vaka hayrı getirdiğini görmeye başlar…
Bunun içinde sabır ve sükunetle beklemek gerek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir