Timurtaş Hoca.

Küçük çocukken babamın etrafında  toplanırdık. O sigarasının dumanını derin derin ciğerine çekerken  anlatırdı Timurtaş Hocayı. . Hiç görmemiş şahsen tanışma fırsatı bulamamıştı. Onu anlatırken tam bir Mücahid olduğunu söylerdi.

Büyük cesaret derdi büyük cesaret..!!!  Kimsenin dinine sahip çıkamadığı zamanlarda o Allah Ekber diye haykırarak  etrafımızı saran cahiliye çemberini kırıyor gaflet yorganımızı üstümüzden atmamıza yardım ediyordu.

Kasetlerini dinlerdik derdi, yüreğimizde özlem duyardık  tanımasakta şahsen takdir ederdik.

Bir kahramandı Babamın gözünde, tabi ki bizlerinde gözünde. Neler anlatırdı  acaba kimdi bu adam merak ederdim.  Babamın bizlere anlattığı Harun Reşid kıssaları yada Behlül dana hazretlerinin kısaları  gibi kısalar  sanırdım. Belkide yüzyıllar önce gelmişti. Öyle kanı oluşurdu zihnimde.

Sonra  adını unuttum sandım, unutmak değil aslında gençliğin zamanın savurduğu zamanda  sadece bir kahraman olarak kaldı.

İnternet’in daha hızla hayatımıza girdiği dönmelerde  çocukluk kahramanımı hem görsel hemde farklı sesli sohbetlerini izleme şansım oldu. Öyle şaşkındım ki yüz simasını gördüğümde  sesini işittiğimde Kaybettiğim babamın yüzüne bakar gibi hasrette  bir süre resmine baktım.

“Güzel insanlar hep birbirine mi benzer..”

Dinlerken  hayranlığım daha çok arttı. Artık çocuk olarak değil büyümüş bir  birey olarak dinliyordum.

-12 Eylül darbesinde mağdurlarından biriydi. Mevlude Hanım anlatıyor. Bir sabah evimizin kapısını kırarak onu alıp götürdüler aylarca haber alamadık. Aylar sonra kapının önüne fırlatıp attılar. Yapılan işkenceden çocuklarım bu amca kim sormuşlardı, babalarını tanıyamamıştı. Bende sadece sesinden tanıyabildim, diyordu.

Hadi.!!  -Allah’ın cemaatin, etrafında seni seven gençler gelsin de seni kurtarsın, diyerek… Sakalları bıyıkları tek tek cımbızla yolunmuştu. Gördüğü işkencede verdikleri elektrikten dolayı sağ elinin iki, sol elinin iki, ayaklarının birer parmağını hayatının geri kalan kısmında hiç kullanamadı.”

Yaşadığı sıkıntıları okurken yada  dinlerken bir an zaman makinesine binip yanına gitmek istiyor insan. İçi burkan acı hissediyorsunuz garip bir sızı.. Özlem ve hayranlık çocukluğumu aratmayacak kadar  çoktu. Yıllar sonra sohbetini yeniden dinlerken, O konuşurken babamın dizinin dibinde oturmuş beraber onu dinliyor gibi hissettim kendimi.

Sizi çok seviyorum Hocam demek istiyorsunuz, ama sesinizi işiteceğiniz kimse yok. Kim bilir belkide hisseder yada sevdiğimizi selamımızı işittirir Rabbimiz.

“Allah’ın  Rahmeti mağfireti senin ve tüm  vefat etmiş müminlerin üzerinize olsun. Timurtaş hocanın ruhuna El-Fatiha.

Timurtaş Hoca.” üzerine 3 yorum

  1. Amin amin…insan ; inis ve cikislarla dolu dunyada bazen en dibe bazen ise maneviyat deryasinda buluyor kendini.her ani her gunu bir olmuyor fakat bu yaziyi yazan arkadasimin yas grubundaki insanlar yani bizler çok sansliyiz bizim babamizdan dinleyip hayelimizde ona bir rol biçtigimiz bir hayel dunyamiz vardi,herşey bu kadar dijital bir bit pazarina dönmeden evvel bizim okuyup etkilenecegimiz bir huzur sokagimiz vardi.her nakaratinda istanbulu Bende fethedebilirim inancini insana yükleyecek necip fazil’miz vardi,yani hakikaten eskiden anlatilan dinlenilen herşeyin bir kadri kiymati vardi..belki bu kadar bilgi yoktu ama herkes alim allame degildi ama gerçek İyİ insanlarin varliginin gökyuzunu kapladigi bir naif koku vardi.Yaşasin insanlarin iyiyi hayel etme dünyasi….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir