Musibetlere bakış açımız

ŞİMDİ BAŞIMIZA GELECEK MUSİBETİN, MUSİBET Mİ LÜTUF MU OLDUĞUNU NASIL BİLEBİLİRİZ?
Başımıza gelen bir musibetten kurtulduğumuzu bilebilir miyiz?
Belki ucu ucuna bilebiliriz
Belki araba tam bize çarpacakken, o anda ölmekten kurtulmuşuzdur. ALLAH korumuştur.
Ama çoğu zaman bir musibetten kurtulduğumuzu fark etmeyebiliriz.
Hadi onu fark ettin.
Peki günahımızın silindiğini nasıl bilebiliriz?
Onu BİLMEYİZ.!
Adam elini açıyor kırk yıl diyor ki YARABBİ bana bunu ver şunu ver.
Sonra benim duam kabul olmadı diyor.
O duasını kabul etmemiş belki ama ALLAH Celle Celleluhü kirk yil boyunca onun milyonlarca günahını silmiş belki.
Başına gelecek musibetlerden kurtarmış belki, bunu bilmeden, benim dua m kabul olmuyor demek ALLAH’ı İNCİTİR.
Demek ki KABUL EDİLMEYEN bir dua yok.
Günah işlemek icin yapılan ve akrabalık bağını kesmek için yapılan dua HARİÇ.
Kabul edilmeyen dua yok hatta düşünün adam elini açıyor bir şey istiyor,
İstediği şeye ne kadar sahip olacak en fazla yetmiş sene diyelim, ahirette ALLAH şu fani dünyada otuz sene bir şey istedin diye
BAKİ ALEMDE senin yüzünü ak edecek.
Dua etmek musibetlerden koruyor senin günahlarını siliyor.
Sen şu gani Dünya da zevki ve sefası geçici alem için bir duam kabul olmadı diye mahzun oluyorsun hüzne kapılıyorsun.!
İncitirsin.! İncitirsin Mevlayı derdi; bir Hocamız.
Böyle bakınca da duanın zahiren kabul edilmeyişi koca bir lütuf olarak karşımıza çıkıyor.
Vermeyişi ile bize lütuf eden bir Rabbimiz var.!
Verdiğinde şükrediyorsak vermediğine bin defa hamd etmemiz lazım.
İşte o zaman Kahrın da hoş lutfunda hoş kavramının ne olduğuna dair hafif bir pırıltı ışık yansıması bir fark ediş gerçekleşiyor.
Büyük lütuf sahibi ALLAH Celle Cellelühu vermeyerek diye sandığımız Rabbimiz ihsanı, ikramı Rezzak oluşunu her daim ispatlıyor.
İşte hakikat nazarı ile bakmak gerek. Hikmet nazarı ile insan bakınca olay bitiyor.
Bir terziye gittiğinizi farz edin, Alıyor kumaşı ilk başta parçalıyor gibi görünse de sonucunda muhteşem bir elbise çıkıyor.
Annenin Babanın evladına sevgisi, merhameti gibi düşünün.
Farz-ı misal çocuğunuz olmuş olsun. Sizden Işıl ışıl yanan ateşe dokunmak ister, arabayı ben kullanacağım der, kontrolsüz bir şekilde şekerlemeler yemek ister.
Çocuk bu ister de ister neyin zarar vereceğini bilmeden canının istediği her şeyi yemek içmek ve yapmak ister.
Siz o çocuğunuzu çok sevmesine rağmen ona merhamet eder istediğini vermezsiniz.
AlLLAH’ın bu manada Merhameti, Rahmeti, annenin, babanın evladına duyguğu merhametle kıyaslanmayacak kadar büyük ve yücedir.
AlLLAH Celle Cellelühün nün rahmeti nin misal bile olmaz yanında.
Bilmem anlatabiliyor muyum kardeşlerim.
Rabbim anlayanlardan eylesin bizi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir